Depresyon Nedir? Depresyon Terapisi Nedir?

Depresyon rahatsızlığından muzdarip olanlar kendilerini büyük bir çıkmazda hissederler. Depresyon yorgunluktan, umutsuzluktan ve kederden çok farklıdır.

Depresyon çeşitli şikâyetlerle birlikte baş gösterebilen psikolojik bir rahatsızlıktır. Bir depresyon rahatsızlığının muhtemel işaretleri, kalıcı bir depresif ruh hâli, ilgi kaybı, hareket etme ve düşünme zorlukları hatta uykusuzluktan, iştah kaybına kadar değişebilen ve ağrılı vücut semptomlarına kadar uzanabilen geniş bir yelpazedeki çeşitli fiziksel semptomlar şeklinde baş gösterebilmektedirler.

Depresyonda ki kişilerin büyük bir çoğunluğu intiharı düşünebilirler. Hastaların yaklaşık olarak yüzde 10’undan yüzde 15’ine kadarına değişen bir kısmı tekrar eden ağır depresyon dönemlerinde intihar sonucu hayatlarını kaybederler.

Ancak depresyon yaşayan kişilerin büyük çoğunluğu, bilgisizlik, duygularını bastırmaya çalışma veya utanç dolayısıyla her hangi bir psikoterapiste danışmazlar. Depresyonun birçok farklı şekillerde baş gösterebilmesi nedeniyle, çoğu zaman aile hekimleri tarafından bile fark edilememektedir. Depresyonun hızlı ve kesin bir teşhis edilebilmesi için tıbbî uzmanlık alanlarına ek olarak ayrıca psikopatoloji konusunda tecrübeyi de gerektirmektedir.

Son on yılda, terapi alanında çok sayıda gelişmeler yaşanmış ve depresyon tanısı almış yüzde 80’nden fazla kişiye, başarılı bir şekilde ve kalıcı olarak iyileşmelerine yardımcı olunmuştur. Bu nedenle, genel nüfusun bu konuda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi çok önemlidir. Yaşa, cinsiyete ve sosyal durumuna bağlı olmadan her insan herhangi bir zamanda depresyona maruz kalabilmektedir.

Depresyon nasıl tanımlanır?

Semptomlar: Kişiler, halk dilinde "duygu durumu bozukluğu" şeklinde adlandırılan boşluk, umutsuzluk ve isteksizlik veya aynı zamanda korku gibi hislerle birlikte içsel bir keder ve sıkıntı hissederler. Bu hisler, giderek artan bir şekilde merkezi yaşam fonksiyonlarını etkilerler ve uyku bozuklukları, iştahsızlık, libido kaybı ve konsantrasyon bozukluklarına yol açabilmektedir. Aynı zamanda bu belirtilere, baş veya mide ağrıları gibi fiziksel vücut semptomları da eşlik edebilmektedir. Bu şikâyetler, genellikle günün belirli saatlerinde oldukça şiddetlenirler. Tipik olarak "sabah derinliği" ile başlayan gün, akşama doğru hafif bir iyileşme gösterir.

Depresyonunun Belirtileri Nelerdir?

Her ne kadar depresyon birbirinden farklı fakat birbirleriyle etkileşen nedenlere kadar indirgenebilse ve çeşitli şekillerde kendisini ortaya koysa da oldukça belirleyici olan bazı işaret ve özellikleri bulunmaktadır. Örneğin; hiçbir şey hissedememe, neşesiz ve umutsuz olma, hareket etme isteği kaybı ve güç kaybı hissi. Daha önceden neşelendiren ve eğlendiren şeylerin birdenbire artık anlamsız hale gelmesi ve en basit faaliyetlerin bile artık sıkıcı ve yorucu hissedilmesi gibi.

İçsel Boşluk: Kişiler, derin bir keder, üzüntü ve ekseriyetle bir içsel boşluk hissederler. Depresyon hastaları kendilerini tamamen mutsuz ve umutsuz hissederler ve daha önceden hoş buldukları ve zevk aldıkları şeylerin, artık boş ve anlamsız olduğunu düşünürler.

(Bu neden dolayısıyla, rahatsızlığın ismi “depresyon” olarak belirlenmiştir. Bu kelime, Latince’deki “deprimere = bastırmak, moral bozukluğu” sözcüğünden türetilmiştir).

Enerji Kaybı: Kişilerin enerjileri ve karar verme kuvvetleri genel olarak düşüktür. Hatta sıradan günlük işler ve en basit kararlar dâhi, kendilerine güç ve zor gelir. Aynı zamanda, konsantrasyon kabiliyetleri de azalır ve daha önceden zahmetsizce yaptıkları ve kolaylıkla üstesinden geldikleri basit işleri bile, sıkıcı ve yorucu işler olarak görürler.

Kendinden Şüphelenme: Bu durumda kişi, özgüvenini büyük ölçüde kaybeder ve burum kişinin ağır suçluluk ve kendini aşağı hissetme duyguları altında ezilmesine yol açar. Bunlar, hezeyanların yaşamasına kadar gidebilir ve kişi hastalığını, geçmişteki hatalı davranışlarının cezası olarak görebilir.

Korkular: Hastanın durumunun ağırlaşması hâlinde, korku ve ölüme ilişkin kaygılar artabilir veya intihar (özkıyım) ile sonuçlanabilir.

Fiziksel belirtileri arasında, ciddi uyku bozuklukları, iştah kaybı veya artışı, libido kaybı (cinsel isteğin azalması), fiziksel huzursuzluk veya uyuşukluk sayılabilir. Muayene neticesinde doktorun hiçbir fiziksel neden tespit edemediği mide, baş ve sırt ağrıları, baş dönmesi veya göğüste daralma veya sıkıntı hissi de semptomlar arasındadır.

İzmir'de Depresyon ve İzmir'de Psikoterapi

Depresyon durumlarında psikoterapi süreçleriyle eş zamanlı uygulanan tedaviler faydalı olabilmektedir. Psikoterapi süreçleri, genel olarak düzenli karşılıklı görüşmeler şeklinde uygulanmaktadır.

Psikoterapi ne kadar etkilidir?

Hafif depresyonlarda bu tedavi şekli kişinin tekrardan ayaklarının üzerinde durabilmesi için yeterlidir. Aynı zamanda orta ve ağır şiddetteki depresyonlarda tedavinin başarısı bakımından antidepresan tedavisi önemlidir. Prensip olarak farklı temellere dayanan iki farklı psikoterapi şekli vardır. Bunlar; davranış terapisi (BDT=Bilişsel Davranışçı Terapi olarak Türkiye'de çok yaygındır) ve derin psikoloji yaklaşımı'dır. ("Derin Psikoloji" yani "depth psychology" Türkiye'de Psikodinamik Terapi ya da Psikanalitik Psikoterapi olarak adlandırılmaktadır.)

Davranış Terapi ile Depresyon Terapisi 

Algısal davranış terapisinde, zararlı davranış şekilleri ve olumsuz düşünce kalıpları isimlendirilerek olumlu olanlarla değiştirilirler. Hasta, artık kendisini ve hayatını “siyah-beyaz” olarak algılamamayı öğrenir. Güzel deneyimler (pozitif tecrübe ve algılama) edinme becerisi, kademeli olarak adım adım oluşturulur. Algısal davranış terapisinin, depresyon tedavisinde etkili ve başarılı olduğu kanıtlanmıştır.

Psikodinamik Terapi (Psikanalitik Psikoterapi) ile Depresyon Terapisi

Psikodinamik psikoterapi gibi psikodinamik tedavi süreçlerinde, depresyon rahatsızlığının erken çocukluk ve gençlik döneminde yaşanan olumsuz tecrübelerin neden olduğu bilinçdışı bir iç çatışmadan kaynaklandığı varsayılmaktadır. Bu çatışmanın çözülmesi için, kişinin çatışmaya ilişkin farkındalığını arttırmanın ve bu çatışmaları seanslarda Psikoterapist ile ele alınması gerekliliği düşünülmektedir.

Psikodinamik yapı üzerinden temellenen psikanalitik psikoterapi yöntemi yoğun olarak geçmişteki çatışmaların analizine odaklanır. Buradaki amaç, şu an ve gelecekle daha başarılı bir şekilde baş edebilme yeteneğinin geliştirilmesidir.

Hangi psikoterapi yöntemi daha faydalıdır?

Her psikoterapi yöntemi herkes için aynı derecede uygun ve faydalı değildir. Aynı zamanda tedaviyi uygulayan terapistlerle birlikte doğru yöntemin beraberce bulunması zaman alabilmektedir. Danışan olarak farklı psikoterapi yöntemleri (psikoterapi ekolleri) denemekten korkmamalısınız. Çünkü bir tedavi yöntemi olarak psikoterapinin başarısı büyük ölçüde uygulanan yöntemde ve özellikle terapiyi uygulayan psikoterapistin yanında kendinizi rahat ve güvende hissetmenize bağlıdır.

Abdullah ÖZER

Sosyal Hizmet Uzmanı, Aile Danışmanı, Psikoterapist
"European Psychotherapy Training Institute" Başkanı

Ebru ÖZTÜRK

Uzman Psikolog, Klinik Felsefeci, Psikoterapist, Aile Danışmanı, Felsefe Terapisi Eğitmeni, Psikoterapi Eğitmeni

KAPAT
ÖN KAYIT FORMU
Formu doldurun en kısa süre içerisinde biz sizi arayalım