Sado Mazoşizm hakkında:

Sado-Mazoşist ifadesinden genel olarak bir cinsel sapkınlık (cinsel farklılık) anlaşılır, bu kapsamda, insanlar kendisine acı verilmesinden veya acı, güç ve aşağılanmayı yaşamaktan cinsel haz alır, tatmine ulaşırlar. Bu tanımlama, Sadizm ve Mazoşizm tanımlarının birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Sado-Mazoşizm (kısaltılmış şekli: SM, S/M, İngilizce konuşulan ülkelerde kısaca S&M şeklinde de adlandırılır) bir cinsel tercihtir. Burada kudret, acı, aşağılanma veya zincirlenerek boyunduruk altına girme soyut ve kuramsal olarak düzenlenir. SM, önceden belirlenip kararlaştırılan sınırlar dahilinde, yetişkin insanlar arasında ve sadece karşılıklı mutabakat ve anlaşma bulunması şartıyla, belirlenmiş olan kurallara göre yapılır ve kesinlikle insanların kendi arzuları dışında zorla uygulanan suiistimalden farklıdır.

Sado-Mazoşizm terimin hem psikoterapik hem de günlük konuşma diline girmiş farklı kullanımları vardır ve bunlar kısmen birbirlerinden farklıdır. Burada sado-mazoşizmin hak eşitliği gözeten ve sadece farklı bir seçim ve tercih mi, yoksa bir parafili (cinsel sapkınlık) şeklinde mutlak tedavi gerektiren bir cinsel davranış bozukluğu mu olduğu konusu birbirinden tamamen ayrıdır.

Sado-Mazoşizm, kişilik ve davranış bozuklukları oluşumu çerçevesinde, “Uluslararası Hastalıklar ve Benzer Sağlık Problemlerinin İstatistiksel Sınıflandırma” (ICD) sisteminde bir cinsel tercih bozukluğu olarak yer alır.

Sado mazoşist tanımının ortaya çıkışı:

Sadizm ve Mazoşizm tanımları, bilimsel şekilde ilk olarak 1886 yılında Richard von Krafft-Ebing tarafından Cinsel Psikopati adlı yazısında kullanılmıştır. Kendisi, burada yazar olan “Sade”nin eserlerine atıfta bulunmuş ve onun romanlarındaki pornografik içerikler ile birçok eserinde cinsel hazzı acı ve aşağılanma ile tanımlayan “Sacher-Masoch”un zor kullanma fantezileriyle birbirine karıştırmıştır. Schrenck-Notzing, 1892 yılında acı tutkunluğu (Algolagnia) tanımını ortaya çıkarmış ve tüm kompleksi, muhtemel ilk kez sadizmle ilişkili olarak aktif ve mazoşizmle ilişkili olarak pasif olma üzere, ikiye ayırmıştır.

Sigmund Freud tarafından 1905 yılında Cinsel Teori Kapsamında Üç Bilimsel İnceleme adlı eserinde, Sadizm ve Mazoşizmi çocukluk yıllarında ortaya çıkan psişik (ruhsal) hastalık kaynaklı gelişim kusuru olarak ele almasından ve konunun detaylı değerlendirmesinin müteakip on yılık dönemi temelden etkilemesinden sonra, 1913 yılında Viyanalı Psikanalist Isidor Sadger tarafından Sado-Mazoşist Kompleks Üzerine isimli makalesinde, bileşik isim olarak “Sado-Mazoşizm” terimi ilk kez türetilmiştir.

ICD-10 F65.5’e ilişkin eleştiri:

BDSM alanında, erotik ve dostça sado-mazoşizmin bir parafili olarak ICD dahilinde sınıflandırılmasına karşı, Federal Alman Sado-Mazoşizm Birliği ve Uluslararası F65 Komitesi gibi farklı organizasyonlar karşı çıkmakta ve bu maddenin yeniden düzenlenmesini talep etmektedir. Onların görüşlerine göre bu uygulamalar ve yaşam tarzları, bu vesileyle sağlıksız bir ilişki şekli ve hastalıklı bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır ve sado-mazoşistlere karşı, önyargılı ve ayrımcı yaklaşıma neden olmaktadır. Bu çaba ve gayretler nedeniyle, Danimarka’da kendi uluslarına ait ICD üzerinde gerekli değişiklik yapılmıştır ve bunu, 1 Ocak 2009 tarihinde ilgili düzenlemeyi yapan İsveç izlemiştir.

Sado Mazoşistler ne kadar sıklıkla görülür?

Sado-Mazoşizm, cinsiyetten ve cinsel yönelimden bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Klinik teşhis ve tedavi kapsamında teşhis koyma işlemi yüzde 85 oranında heteroseksüeller arasında yapılmaktadır. Sado-Mazoşizm, diğer cinsel parafili teşhislerine kıyasla kadınlarda çok daha fazla görülmektedir.

Sado-Mazoşist fanteziler ve uygulamaların yayılması konusuna ilişkin yapılan en yeni araştırmaların neticeleri çok geniş bir aralıkta oldukça büyük farklılıklar göstermektedir, burada kural olarak sado-mazoşizme BDSM üst başlığı altında alt madde olarak yer verilmekte ve artık ayrı ve izole bir konu olarak dikkate alınmamaktadır. Özet olarak uzmanlar gün geçtikçe artan sayıdaki çoğunluğu toplumun yüzde 5 ile 25’i arasındaki bölümü, acı çekmekten zevk alma ve benzer şekilde, güç ve güçsüzlükle bağlantılı cinsel uygulamaları düzenli olarak uyguladıklarını tespit etmekte ve vurgulamaktadır.

Sadizm ve Mazoşizm nedenleri ve ortaya çıkışı:

Modern bilimsel standartlarda bu kapsamdaki psikolojik konuları ele alan çok az sayıda çalışma mevcuttur. Bu kapsamdaki merkezi bir araştırma, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan ve cinsel araştırmalar konusunda uzman olan Amerikalı bilim insanı Charles Moser tarafından yapılmış ve 1988 yılında Sosyal Hizmetler ve İnsan Cinselliği Bülteninde yayınlanmıştır. Bu araştırmada öncelikle sado-mazoşistlerin formüle edilebilecek hiçbir ortak psiko-patolojilerinin bulunmadığı ve etkilenmiş olan kişilerin klinik literatürde yer alan hiçbir ortak portreyi sergilemedikleri sonucuna ulaşmıştır. Bunun üzerine Moser, direkt olarak sado-mazoşist eğilimlerle ilişkili olarak ortaya çıkan ve sadece spesifik olarak kendilerinde veya tercihlerine dayalı olarak ortaya çıkan hiçbir özel ve farklı psikiyatrik özelliklerinin bulunmadığını ortaya koymuştur.

Sado-Mazoşizmin nedenleri ve ortaya çıkışı konusunda farklı hipotezler mevcuttur, bunlar kural olarak sadizm veya mazoşizmle ilişkili olarak ortaya çıkmakta ve sado-mazoşist tercihin ortaya çıkışı için hiçbir genel olarak geçerli neden bulunmamaktadır. Sadist içerikli şiddet düşkünleri ve aşırı mazoşistlere ilişkin olarak, özellikle çocukluk çağlarında taciz ve suiistimale sık maruz kalma durumuyla bağlantı kurulmaktadır. Dinamik psikoterapinin, anneden ayrı kalmanın neden olduğu bir bozukluk olduğu ve anneden ayrılmak zorunda kalmanın, kendini korku şeklinde dışa vurduğu ve bunun öncesinde, korkunun başka bir şekilde oluşamayacağı düşünülmektedir. Bu nedenle kişi, cinsel eşi konusunda karışık duygulara kapılmaktadır. Mazoşist açıdan ise, bu korku kendini agresiflik olarak değil de, aksine kendini daha aşağı ve bir köle gibi hissetme şeklinde ve anneye karşı olumsuz duyguları nedeniyle kendi kendini cezalandırma eğilimiyle dışa vurmaktadır. Diğer teoriler ise haz ve acının bir arada cinsel açıdan daha yoğun ve doyurucu şekilde yaşandığı anal haz, yani anal dönem (S. Freud) dahilinde, bireysel biyografik oluşumundan yola çıkmaktadır.

BDSM ve Borderline Kişilik Bozukluğu

Bu konu bilimsel literatür ve psikoterapistler tarafından çok sık tartışılmaktadır. BDSM bir hastalık mıdır, yoksa sadece bir cinsel tercihmidir? Özetle, tüm BDSM’lerin psişik (ruhsal) problemleri olduğu fikri kesinlikle yanlıştır. Fakat, bu elbette hiçbir BDSM eğilimli bireyin psişik (ruhsal) rahatsızlığı bulunmadığı anlamına da gelmemektedir.

2008 yılında yapılan bir araştırma, araştırmaya katılan mazoşistlerin %8,6’sının ve ankete tabii tutulan değişken eğilimli bayanların %7,6’sının, Borderline kişilik bozukluğu nedeniyle bir psikolojik veya psikiyatrik müdahale çerçevesinde tedavi görmüş oldukları görülmüştür. Bu kapsamda yapılan bir karşılaştırma, Borderline kişilik bozukluğu teşhisinin SM olmayan bayanlarda (3,7%) ve Sadist bayanlarda (4,0%) daha az olduğu tespit edilmiştir. Bu değerlerde, Borderline kişilik bozukluğundan muzdarip insanların hepsinin, vaktinde veya işin başında profesyonel tedavi yardımı almadıkları dikkate alınmak zorundadır. Bundan ötürü tüm gruplardaki etkiye maruz kalan gerçek kişi sayısının hali hazırda resmi olarak teşhis edilen insan sayısından çok daha yüksek olabilir.

Erkek gruplar arasında hiçbir sıklık farkı bulunmamaktadır. Bu diğerlerinin yanı sıra Borderline kişilik bozukluğunun erkeklerde kadınlara göre daha ender görülmesinden kaynaklanıyor olabiliyor.

Aynı şekilde onsekiz yaşından önce cinsel açıdan suiistimal ve tacize uğrama konusunda yapılan ankette, bayanların eğilim grupları arasında önemli düzeyde farklar görülmüştür: Mazoşist bayanlarda %13.6, değişken eğilimleri olan bayanlarda %11.6, sadist eğilimli bayanlarda %10.9 oranında görülürken, buna karşın SM olmayan bayanlarda, onsekiz yaşından önce cinsel açıdan taciz ve suiistimale uğrama oranı sadece %5,8’dir. (http://benecke.com/pdf-dosya/Diplomarbeit_Sadomasochismus_2009_Wawrzyniak.pdf)

BDSM’in açılımı nedir?

T Ü R K Ç E

B & D Kölelik ve Disiplin

D & S Baskınlık ve Teslimiyet (Hükmetme ve İtaat)

S & M Sadizm ve Mazoşizm

İ N G İ L İ Z C E

B & D Bondage and Discipline

D & S Dominance and Submission 

S & M Sadism and Masochism

BDSM’nin üçlü ayrışımına yönelik bu model, günümüz literatüründe giderek artan düzeyde kullanılmaktadır, ancak sadece fenomenolojik bir ayrım denemesi vermektedir.

Psikoterapik açıdan BDSM:

Daha eskiden, BDSM tecrübeleri yaşayan insanlar genellikle ya Sadizm ya da Mazoşizm tanısına dahil edilirlerdi ve psikiyatri tarafından, dürtü ve eğilim bozukluğu kapsamında bir hastalık olarak görülürdü.

İsviçreli Psikanalist Fritz Morgenthaler, Homoseksüellik – Heteroseksüellik – Sapkınlık (1984) konulu kendi araştırmasında, muhtemel problemlerin mutlaka standart dışı eğilimlerden kaynaklanması gerekmediğini, aksine kural olarak ve aslen eğilim üzerindeki etkilerin gerçek veya haklı nedenlerin yarattığı ortam reaksiyonundan kaynaklandığını tespit etmektedir.

Avustralya’da anket sorularının ulaştırıldığı 19.000 kişiyle yapılan bir anket çalışmasında, BDSM eğiliminin ve bunların tecrübe edilmesinin belirli bir azınlık grubu tarafından düzenli olarak uygulanan bir cinsel oyun türü olarak görüldüğü, neticesine varıldı. Her BDSM uygulayıcısı psikolojik bir travmaya sahip olduğu anlamına gelmez.

Aynı sonuca Psikanalist Theodor Reik, bugüne kadar hala güncel kalan “Acıyla Gelen Mutluluklar” isimli standart eserinde, 1940 yılında ulaşmıştır. (Mazoşizm ve Toplum.)

BDSM ibaresi nereden geliyor?

BDSM teriminin geliştirilmesi çok katmanlıdır. Psikolojik bakış açısından aslen Sadizm ve Mazoşizm uzmanlık terimleri mevcuttu ve bunlar psişik hastalık olarak sınıflandırılmıştı. Bu terimler, “Marquis de Sade” ve“Leopold von Sacher-Masoch” isimli yazarlar tarafından yeniden yönlendirilmiştir.

1843 yılında Macar Doktor Heinrich Kaan, Cinsel Psikopati tanımı altında bir yazı yayımlamıştır ve bu yazısında, tıbbi teşhislerde Hıristiyanlık aleminin günah tanımlamalarını yeniden yönlendirmiş ve değiştirmiştir. Aslen teoloji kaynaklı olan “Sapkınlık”, “Sapma” ve “Aykırılık” terimleri, ilk kez bilim lisanının bir parçası olmuştur. Alman psikiyatr Richard von Krafft-Ebing, 1890 yılında Cinsel Psikopati Alanında Yeni Araştırmalar isimli yazısında, “Sadizm” ve “Mazoşizm” terimlerini ilk kez tıbbi literatüre dahil etmiştir. Sigmund Freud tarafından 1905 yılında Cinsel Teori Kapsamında Üç Bilimsel İnceleme adlı eserinde, Sadizm ve Mazoşizmi çocukluk yıllarında ortaya çıkan psişik (ruhsal) hastalık kaynaklı gelişim kusuru (gelişimsel duraklama) olarak ele almasından ve konunun detaylı değerlendirmesinin müteakip on yıllık dönemi temelden etkilemesinden sonra, 1913 yılında Viyanalı Psikanalist Isidor Sadger tarafından "Sado-Mazoşist Kompleks Üzerine" isimli makalesinde, bileşik isim olarak “Sado-Mazoşizm” terimi ilk kez türetilmiştir.

Özel BDSM kelimeleri ve bunların anlamları:

Mazoşizm: Mazoşizm teriminden bir insanın kendisine “Acı verildiğinde” (cinsel açıdan) veya “Aşağılandığında” (ekseriyetle, Baskın veya Üst olan taraf aracılığıyla), haz (cinsel) alması/hissetmesi durumu anlaşılır. Bu kişi Mazoşist veya kısaca Mazo olarak tanımlanır. Mazoşizmin karşı tarafı ise, Sadizmdir.

Sadizm: BDSM kapsamında Sadizm, acıya maruz kalma veya aşağılanma yoluyla cinsel tatmine ulaşmanın yaşandığı uygulamalardır. Sado-Mazoşizmin ana prensibi olan SSC („safe, sane and consensual”) (TR: güvenli, makul ve müşterek) temelinde, sado-mazoşist ilişkinin sadist tarafı olan kişi, mazoşist partnerinim sağlığına dikkat etmek zorundadır.

SSC: SSC, İngilizce lisanındaki güvenli (emniyetli), makul (insan sağlığı kapsamında) ve müşterek anlayış (dostça) kelimelerinin baş harflerinden oluşturulmuş bir kısaltmadır. SSC, sado-mazoşist uygulamalar ve ceza hukukuyla ilişkili zor kullanma suçları arasındaki sınır ve ayrışma çizgisini belirleyen en bilinen modeldir. Bu, kimi yerlerde SSCF olarak da yazılmaktadır, buradaki F harfi “Eğlence” (İng: Fun) anlamında anlamında kullanılır.

Güvenli: İngilizce lisanındaki "safe" kelimesi (Türkçesi: güvenli), SSC kısaltmasının temel öğelerinden birisidir ve dostça bir BDSM’nin temel direği olarak görülür. Ve teklif olunan BDSM’nin makul güvenlik tedbirleri altında yapılacağı anlamına gelir.

Boyun eğen taraf (Devot): Boyun eğen taraf davranışı, bir bireyin daha yüksek statüde kabul ettiği karşısındaki partnere gösterdiği boyun eğme ve teslimiyetçi davranışları tanımlar. Karşı tarafta yer alan partner burada baskın konumdadır.

Baskın taraf (Dominanz): Biyolojide ve antropolojide Baskın taraf tanımından, karşısındaki diğer bireylere karşı daha yüksek bir sosyal statüsü olan ve diğerlerine aşağılayan bir tavırla yaklaşan birey anlaşılır.

Güvenlik kelimesi (Safeword): Güvenlik kelimesi, BDSM alanındaki uygulamalarda kullanılan bir sinyal kelimesidir, bu kelime yardımıyla, partnerlerden biri diğerine söz konusu uygulamayı devam ettirmek istemediğini anlatabilmesi için kullanılır.  Dostça yürütülen uygulamalar çerçevesinde, uygulamanın derhal bitirilmesi için ve buna uyulmanın mutlak şart olduğu önceden belirlenmiş bir güvenlik kelimesi (hukuksal nedenlerden ötürü) kullanılır. Güvenlik kelimeleri ikiye ayrılır: Birinci güvenlik kelimesi, partnerler arasında belirlenir ve o anda uygulanmakta olan faaliyetin şiddet ve yoğunluğunun azaltılması (“Yavaşlatma Kelimesi”) (İng: Slowword) gerektiğini ve ikinci güvenlik kelimesi ise, tüm oturumun derhal ve toptan sona erdirilmek zorunda olduğunu belirtir.

Bondage: Bondage, Türkçe "Zincire vurma oyunu" olarak da anılır ve cinsel anlamda, tüm zincirleme veya bir yere bağlama türleri için kullanılan üst tanımdır.

Baskınlık ve Boyun eğme (Dominance and Submission): Baskınlık ve Boyun eğme terim çifti, İngilizce lisanındaki hükümdarlık ve hakimiyet, ayrıca aşağılama ve esaret kelimelerinden kaynaklanır. Burada, eşler arasındaki eşit olmayan güç ve kuvvet üstünlüğü tanımlanır, taraflar arasında bilerek kabul edilir ve uygulanır.

Psikoterapist ve Cinsel Terapistlere tavsiyeler:

  1. Psikoterapist ya da Cinsel Terapistler Sado Mazoşistleri otomatik olarak hemen hastalıklı/hatalı/ahlaksız olarak değerlendirmemelidir.
  2. Sağlıklı SM cinselliği (SSC) ile patolojik biçimleri arasındaki ayrımı yapabilmelidir. Bu kapsamda, terapistin erotik sado-mazoşizm üzerine belirli seviyede temel bilgilere sahip olması gereklidir.

Sado-Mazoşistlere yönelik tavsiyeler

Buna ters açıdan bakıldığında, tüm sado-mazoşistlere yönelik tavsiyeler ortaya çıkmaktadır:

  1. Terapist adayının, erotik BDSM üzerine yeterli bilgisi var mı?
  2. Terapist adayı ne kadar sıklıkla BDSM tercihleri olan bireylerle çalışmış? Bu durumlarla sık karşılaşıyor mu? Eğer ki bu iki soruya da "evet" cevabı alamazsanız, ya da öyle gelişigüzel bir “evet” dendiğini hissediyorsanız, o zaman, belki de başka bir terapist bulmanız daha iyi ve faydalı olacaktır.

Abdullah ÖZER

Sosyal Hizmet Uzmanı, Aile Danışmanı, Psikoterapist
"European Psychotherapy Training Institute" Başkanı

KAPAT
ÖN KAYIT FORMU
Formu doldurun en kısa süre içerisinde biz sizi arayalım