Klasik Hipnoz ve Ericksonian Hipnoterapiyi birleştiren Hipnoz eğitimi için bizimle irtibata geçiniz ve Avrupa standartlarında Hipnoz Eğitimi alınız.

Hipnoz Eğitimi

Online Hipnoz Eğitimine tüm Türkiye'den ve Dünya'dan katılım mümkündür.

Hipnoz Eğitimlerimize Türkiye'nin her yerinden kursiyerlerimiz bulunmaktadır. Online Hipnoz eğitimine Avrupa'dan en fazla katılım Almanya, Fransa ve İngiltere'den gerçekleşmektedir.

Uygulamalı Hipnoz eğitimlerimiz Zoom programı üzerinden ve Online Video Eğitimi ile gerçekleşmektedir.

Hipnoz eğitimine kimler katılabilir?

Kendini geliştirmek isteyen herkes hipnoz eğitimine katılabilir. Henüz lisans seviyesinde öğrenim görmekte olan öğrenciler de online hipnoz eğitimlerimizden faydalanabilir.

Hipnoz Yapma Becerisi Kazandıran Hipnoz Eğitimlerimiz ile Online Hipnoz Eğitimine katılabilirsiniz.

Ne nedir?

Öğrettiğimiz "Psikodinamik-hümanistik Hipnoterapi" nedir?

Psikodinamik: Erken çocukluk dönemi üzerine ve oradaki gelişimsel problemler üzerine çalışıyoruz.

Hümanistik: Terapötik duruşumuzu gösteriyor. İnsanı olduğu gibi kabul edip bozuk bir örüntü olarak görmüyoruz. Eşit seviyede olup birlikte hareket ediyoruz.

Hipnoterapi: Modern Hipnozun kurucusu Milton E. Ericksonun yöntemleri ile Klasik Hipnozun yöntemlerini sentezleyerek bir araya getirilmiş ve Psikodinamik yönelimli çalışmış olduğumuz ve Hümanistik duruşumuz ile danışan ile temasa geçmiş olduğumuz Psikoterapi ekolüdür.

Psikodinamik-hümanistik Hipnoterapi

En büyük özelliğimiz:

  • Eğitim sonrası Hipnoz Süpervizyon desteği veriyoruz.
  • Süpervizyon Destekleri, katılımcılar tam olarak yeterli düzeye gelene kadar ve kendilerini bağımsız olarak yeterli seviyede uygulayabilir hissedene kadar devam edecektir. Bu süreçte katılımcılar herhangi bir ek ücret ödemeden Hipnoz Süpervizyon çalışmalarına katılabileceklerdir. Katılımcılarla daimi şekilde irtibatımızı sağlamakta ve desteklerimizi sürdürmekte olacağız.
  • Hipnoz eğitimi sonunda alacağınız belge uluslararası geçerliliğe sahiptir. 
  • Almanya'da İl Sağlık Müdürlüklerin açmış oldukları Psikoterapi sınavı için başvuruda bulanabiliyorsunuz. ("Heilpraktiker für Psychotherapie" sınavı)
  • Hipnoz eğitimi sonunda alacak olduğunuz Belge İngilizce, Almanca ve Türkçe olarak ayrı ayrı üç dilde verilecektir.
  • Hipnoz eğitimi sonunda isteyen katılımcılara Üniversite onaylı (YÖK onaylı) sertifika veriyoruz.
  • Alanında Uzman Kişiler tarafından Hipnoz Eğitimi alacaksınız. 
  • Kurumumuzda organize edilen diğer eğitimlere, kongrelere, sempozyumlara, seminerlere indirimli katılabileceksiniz.
  • Tüm online hipnoz eğitimlerimizi en uygun fiyatlara veriyoruz.
  • Eğitim sonunda WhatsApp grubunda meslektaşlar ile fikir alışverişinde bulunabiliyorsunuz.

Hipnoterapi'de (Hipnoz) multi-disipliner yaklaşımı savunuyoruz.

Modern Psikoterapinin kökleri Avusturya’dadır: Viyana’da 1900 tarihinde. 19.Yüzyılın ilk üç on yılında Viyanalı Nörolog Sigmund Freud Psikanalizi ilk sistematik temeli olan Psikoterapi metodu olarak geliştirmiştir. Psikanaliz Almanca konuşulan bölgelerde yakın zamanda geniş olarak yayılmıştır. Fakat daha 1910’lu yıllarda Freud’un çalışanları, C.G.Jung ve Alfred Adler gibi, kendi metotları ile kendi yollarına gitmişlerdir. Çoğunlukla Yahudi kökenli olan Psikanalizciler 1930’lu yıllarda Alman Nazi rejiminden İngiltere veya Amerikaya kaçmışlardır. Bundan dolayı Psikanaliz Anglosakson Ülkelerde çok kısa bir zamanda gelişmeye ve yayılmaya başlamıştır. Birçok Freud Öğrencisi, 1940’lı yıllardan beri değişik neoanalitik veya derin Psikolojik (dept psychology) okulların açılmasına yol açan Psikanalizi geliştirmiş veya modifiye etmiştir. 

1950’li ve 1960’lı yıllarda Amerika Birleşik devletlerinde Hümanistik Psikoterapi-akımı, Psikanalize karşı büyük bir güç ve karşı hareket olarak gelişmiştir. Carl Rogers’ın Danışan odaklı Psikoterapisi, Eugene Gendlin’in Focusing Terapisi ve Jakob L. Moreno’nun Psikodraması gibi Psikoterapi türleri, Viktor Frankl gibi Logoterapistler ve Karen Horney ve Erich Fromm gibi değişik Neopsikanalizciler de, olayın sadece kusurları ve bozuklukları ortadan kaldırmak olmadığını, gelişme olasılıklarının sistematik olarak kurulması ve danışanların kaynaklarının kullanılması gerektiğini belirtmişlerdir. Hümanizm ve Varoluşçuluk çerçevesinde günlük sosyal gerçekliğinde duyularına yönelmiş, kendini gerçekleştirme ve bağımsızlık bütünlüğü ile anlaşılmıştır. Aynı bu şekilde zaman içerisinde Ego durumları terapisi (Ego State Terapi - Hipnoanaliz) Amerikalı John ve Helen Watkins tarafından geliştirilmiştir. 

Avusturya'da Lisans eğitimine bakılmaksızın herkes Psikoterapi eğitimine başlayabilir. Psikoterapi kendi içinde psikolojik bakış açılarının üstünde bir anlamı olan bir disiplinidir. Psikoterapi burada ne Tıbbın bir dalıdır, nede Psikolojinin bir parçasıdır. Psikoterapi ortak çalışma prensibi ile işaretlenmiş, diğer dallara eşitlenmiş bir bağlantı halindedir (entegrasyon). Kanun açısından meslek yetkisi en azından 28. yaş, bununla birlikte psikoterapik eğitimin başarılı olarak bitirilmesi, sağlık açısından uygunluk ve güvenirlilik öngörülmüştür. Psikoterapi bağımsız bir meslek olup ek bir nitelik değildir. Psikoterapik Eğitimine oldukça geniş erişim imkanı olması dolayısıyla da Eğitime ilgi duyanlarda çok çeşitli başlangıç durumları oluşabiliyor.

Ericksonian Psikoterapi ve Hipnoz (Hipnoterapi Eğitimi)

Hipno Eğitimi

Klasik Hipnoz nedir ve Ericksonian Psikoterapi (Hipnoterapi) arasındaki fark nedir?

Hipnoz, hayal gücünün yardımıyla birini "alternatif" bir gerçekliğe yönlendirme ve mevcut problemlerin veya semptomların üstesinden gelmesine yardımcı olacak deneyimler yaşamasına izin verme sanatıdır. Bu alternatif gerçeklik - terapötik transta - ne kadar yoğun bir şekilde deneyimlenirse, bu hayal edilen deneyimlerin (imajinasyon) yaşamın somut gerçekliğinde de uygulanma olasılığı o kadar yüksek olur.

Transa girmek transı kolaylaştırmak için 250 yıl boyunca çeşitli teknikler ve ritüeller geliştirilmiştir. Hipnotik bir transa başlama tek başına yeterli değildir. Klinik olarak ilgili semptomları değiştirmek için içsel bir "öteki" gerçekliğin inşası, derinlemesine terapötik bilgi gerektirir. Basit bir telkin vererek örneğin "Şunu yap ya da yapma!" diyerek,  trans ne kadar derin olursa olsun ve telkinler ne kadar sık ​​ve etkileyici bir şekilde tekrarlanırsa yapılsın - genellikle on yıllardır var olan semptomları değiştirmek için yeterli değildir.

Hipnoz doğal bir durumdur ve beynin duruma göre etkinliğini kontrol etme yeteneğine dayanır, böylece belirli alanlar oldukça aktif olurken, diğer alanlar aktivitelerinde aşağı regüle edilir. Yani hipnoz doğal bir durumdur. Özellikle yüksek taleplerle karşılaştığımızda hipnotik durumları harekete geçiririz. Bir sporcunun veya sanatçının her şeyin kendi kendine gittiği ve diğer rahatsız edici etkilerin tamamen engellendiği akış hali, hipnotik bir durumdur. Trans durumlarında olağanüstü başarılar elde edilir. Burada aktif-uyanık-hipnozdan bahsediliyor.

Hipnoz dünyanın en eski şifa yöntemlerinden biridir. Yüzyıllar önce ister antik Yunanistan'ın Asklepios tapınaklarında tapınak uykusu ister yerli halklarda şamanizm olsun çeşitli hastalıklar trans, dissosiyatif ve meditatif yöntemlerle tedavi edilirdi.

Hemen hemen her kültür kendi tekniklerini ve yöntemlerini geliştirmiştir, ancak hepsinin amacı aynıdır: trans ve onunla birlikte şifa.

Milton Erickson Enstitürü Klinik Hipnoz Eğitimi

(Hipnoz ve Hipnoterapi Eğitmeni Abdullah ÖZER'in Almanya Milton Erickson Enstitüsü'nden almış olduğu Klinik Hipnoz Eğitim Sertifikası. Klinik Hipnoz Eğitimi Almanya Psikoterapi odası tarafından akreditelidir. Almanya Milton Erickson Klinik Hipnoz Birliği (M.E.G) 1978 yılında Milton Erickson tarafından kurulmuş ve uluslararsı kabul görmüş, Almanya Psikoterapi odası tarafından akredite olmuş Hipnoterapi eğitimi veren merkezi Münih'te olan bir kuruluştur (M.E.G. - Die Milton H. Erickson Gesellschaft für Klinische Hypnose) Web Site: https://www.meg-hypnose.de ve https://www.hypnose.de Almanya Milton Erickson Klinik Hipnoz Birliği (M.E.G) "International Society of Hypnosis" (ISH) und der "European Society of Hypnosis" (ESH) üyesidir. Bu sertifikayı alabilmek için ön koşul olarak, Federal Almanya Cumhuriyeti'nde mevcut yasal düzenlemelere uygun olarak "Çocuk ve Genç Psikoterapisti" ya da "Yetişkin Psikoterapisti" olarak çalışıyor olmanız gerekiyor. Alman Psikoterapi Bilim Kurulu (Wissenschaftlicher Beirat Psychotherapie) tarafından bilimselliği kanıtlanmış bir Psikoterapi ekolünden mezun olup kendi psikoterapötik sürecinizi tamamlamış olmanız gerekiyor.)

Bu süreçler yüzyıllar boyunca daha da geliştirilmiş, rafine edilmiş ve iyileştirilmiştir ve en son modern hipnoterapinin doğuşu Milton H. Erickson'a ile gerçekleşmiştir. Hipnozun "unutulduğu" uzun bir aşamadan sonra, 1980'lerden beri bir rönesans yaşıyor ve - özellikle Amerika'da, aynı zamanda Avrupa'da - bilimsel olarak tanınan ve giderek daha fazla uygulanan bir terapi yöntemidir. Şu anda en güçlü şekilde psikoterapötik bir araç olarak temsil edilmektedir. Ancak "kökenin" tıp alanında da yattığını unutmamak gerekir. Ve hipnozun günlük bir "tıbbi araç" olduğunu bulmak için tarihte çok geriye gitmeye gerek yok. Baş Helim Dr. Örneğin, Bonne 1919'da şunları yazmıştı: "Ne yazık ki, narkotikten kurtulmanın en önemli yolu doktorlar tarafından çok az kullanılmaktadır: Hipnoz ve telkin terapisi. [...] Tedavi edilemeyen, örneğin ameliyat edilemeyen karsinomlar, sarkomlar veya benzerleri durumunda ve ayrıca nevraljide telkin terapisi, hipnotik uyku ile veya hipnotik uyku olmadan harikalar yaratır ve özellikle kalp hastaları için, kalbe zarar veren narkotik ve antiseptiklerden tasarruf sağlar." Son derece etkili, kolay kontrol edilebilir ve güvenli gaz ve enjeksiyon anesteziklerinin yanı sıra ağrı kontrolü ve kontrolü için oldukça güçlü ilaçların geliştirilmesiyle, hipnoz hastanelerden ve aynı zamanda doktorların bilincinden giderek daha fazla itildi. Tıbbi hipnoz, günümüzde anestezi, yoğun bakım, acil tıp, dahiliye, küçük ve orta ölçekli invaziv müdahaleler ve ağrı tıbbı alanında kesinlikle en etkili şekilde kullanılabilir.

Hipnoz ve transın şifa yöntemi olarak kullanımı neredeyse insanlığın kendisi kadar eskidir. Lascaux mağarasından ünlü "şafttaki sahne" ile başlayarak Peder Gassner'ın şeytan çıkarması ve Franz Anton Mesmer'in manyetizması ile bugün kullanılan yönteme kadar yani Milton Erickson’a kadar sürmektedir.

Hipnoz için yeni bir dönem: Milton H. Erickson

Milton Erickson Enstitüsü - Terapötik Hipnoz - Abdullah ÖZER

Modern Hipnoz

Bugün hipnozdan bahsettiğimizde, ister psikoterapötik ister tıbbi alanda olsun, her yerde onun ismi var. Milton Erickson genellikle "modern hipnozun babası" olarak anılır ve hipnozun kullanılmasında ciddi yenilikler ve değişiklikler getirmiştir.

Erickson'un yaşamının bir tanımıyla başlamadan önce, öykülerle uğraşmada çok usta olduğundan ve terapötik çalışmalarında bunları aşırı derecede kullandığından, yaşamını çevreleyen birçok mit bulunduğunu belirtmek gerekir.

Milton Hayland Erickson, 5 Aralık 1901'de Nevada, Aurum'da doğdu. Erickson'lar geniş bir aileydi ve Milton dokuz çocuktan ikincisiydi. Babası Albert Erickson, 1906'da bir çiftlik satın almaya karar verene kadar yerel gümüş madeninde çalıştı, ardından Erickson'lar Wisconsin, Lowell'a taşındı. Milton tüm çocukluğunu orada geçirdi ve terapi hikayelerinin çoğu bu döneme ait. O dönemlerde uzun bir süre Erickson, ciddi handikaplarla mücadele etmek zorunda kaldığı için “geride kaldığı” düşünülmüştür. Amusia'dan muzdaripti, yani sağlam duyu organlarına rağmen  ton veya ritim dizilerini tanıyamama veya bunları daha sonra yeniden üretememe sorunu yaşıyordu. Ayrıca renk körüydü. Görebildiği tek renk koyu mordu. Bu da onun bu renkte giyinmeyi sevmesine, evinin neredeyse tamamının morla süslenmesine ve her zaman bu renkten hediye almayı sevmesine neden olmuştur. Ancak o zamanın en kötü kısıtlılığı disleksisiydi ve bu ona "Sözlük" (Dictionary) lakabını kazandırdı, çünkü sözlükte bir kelime aradığında, her zaman A ile başlamak ve sonra o kelimeye kadar ilerlemek zorundaydı. 1919'da Wishfield Lisesi'nden mezun olduktan kısa bir süre sonra, bir sonraki kader darbesini yaşadı. Poliomyelit hastalığına yakalandı, komaya girdi ve kısa bir süre için Milton hastalıktan kurtulamayacak gibi görünüyordu. Ancak üç gün sonra tekrar uyandı ama tamamen felç oldu. Erickson, hastalığının daha sonra bir terapist olarak kullanacağı temel unsurların çoğunu öğrenmesine büyük ölçüde katkıda bulunduğunu defalarca vurguladı. Erickson'un belgelenmiş sayılabilecek bazı öyküleri bu döneme aittir. En biçimlendirici olanlarından biri de bu noktada kısaca anlatılmalıdır: Erickson’un annesi ve babası tarlada çalışmak için ayrılmadan önce, Milton'la takılmayı, onunla konuşmayı ve onu gündüz sallanan sandalyesinde sallamayı alışkanlık haline getirmişlerdi. Sallanırken, bakış açısının değişmesiyle penceresinden dışarıyı da görebiliyordu. Bir gün öyle oldu ki Erickson'ın anne babası onlar evden çıkmadan Erickson’u görmeye gelmediler. Ama bu zamandan çok keyif aldığı ve gerçekten pencereden dışarı bakmak istediği için, her gün sallanmak gibi yoğun bir şekilde hayal etmeye başladı. Bir süre sonra sallanan sandalyenin hareket etmeye başladığını fark etti. Burada açıkça ideomotor prensibini fark etti ve bundan sonra yoğun hayal gücü ile felçli kaslarını yeniden harekete geçirmeye başladı. Bu yüzden günlerce eline baktı ve bir dirgen tutmanın nasıl bir his olduğunu hayal etti - ta ki kolu bu hareketi ideomotor olarak gerçekleştirene kadar. Erickson, terapi seanslarında bu döneme ait başka bir hikaye kullanmayı severdi: Sallanan sandalyesinde felçli bir şekilde otururken, küçük kız kardeşlerinden biri yürümeyi öğreniyordu. O sırada sadece gözlerini hareket ettirebildiğinden, ilk adımları atmaya çalışan kız kardeşini izledi. Olağanüstü bir gözlem gücüyle donatılmış, kendinizi ayakta tutmak için doğru hareketleri yapmak için gereken her küçük şeyi analiz etti. Bu deneyimi terapilerinde ve öykülerini öğretmede tekrar tekrar kullandı.

Bu neredeyse hayal bile edilemez zihinsel eğitim sayesinde, neredeyse bir yıl sonra tekrar koltuk değneği üzerinde yürüyebildi, daha sonra sadece hafif bir topallama kaldı. 1921'de psikoloji ve tıp alanındaki çalışmalarına Wisconsin Üniversitesi'nde başladı ve 1928'de psikoloji alanında yüksek lisans ve tıpta doktora derecesi ile mezun oldu. Çalışmaları sırasında hipnozla ilk kez psikiyatrist Clarke L. Hull'un öğrencilerin önünde hipnoz gösterisi yaptığını gördüğünde tanıştı. Konuyu incelemeye başladı, Hull’un ile bir seminere katıldı ve mezun olduğu zaman tanıdığı yüzden fazla insanı hipnotize etmişti.

1928'den itibaren Erickson çeşitli kliniklerde psikiyatrist olarak çalıştı, 1942'den 1948'e kadar tıp fakültesinde Detroit, Michigan'daki Wayne Eyalet Üniversitesi psikiyatri kürsüsündeydi. 1949'da, sağlık nedenleriyle, ölümüne kadar yaşadığı Arizona, Phoenix'e taşındı ve artık neredeyse efsanevi öğretim seminerlerini sonuna kadar düzenlediği özel muayenehane işletti. Phoenix'teki evindede çoğu mor mobilyalar ve aksesuarlarla döşenmişti. Ancak hepsinden öte, Erickson'ın terapileri ve seminerleri için de kullandığı ofisi, tedavi amaçlı kullanmayı her zaman bildiği bazen tuhaf nesnelerle doluydu. Erickson ayrıca Amerikan Klinik Hipnoz Derneği'nin kurucu üyesi ve başkanı ve American Journal of Clinical Hypnosis'in kurucu ortağı ve editörüydü.

Hipnoz

Bugün hipnoterapistler arasında ünlü olan Squaw Peak (aynı zamanda Piestewa Peak olarak da bilinir) Phoenix'te bulunmaktadır. Erickson, Phoenix Dağları Koruma Alanı'nın bir parçası olan bu dağı hastalarının motivasyonunu test etmek için kullanırdı. Bir hasta randevu almak için Erickson'ı aradığında yaptığı ilk şey onu Squaw Peak'e göndermek olurdu. Bu dağ sadece 795 metre yüksekliğinde olduğundan ve eğitimsiz bir kişi olarak tırmanmak 90 dakikadan az sürdüğünden, Erickson bunun her hasta için aşılabilmeye uygun olarak görürdü. Bu “görev”e ek olarak aynı zamanda geliştirdiği “seeding” yöntemini kullanarak terapiye başlamıştır. Hastanın durumu ve sorunuyla örtüşen, ilk bakışta tamamen alakasız görünen, ancak onlara daha dikkatli bakıldığında (bilinçdışı süreç için)  kesinlikle çözümler üretebilecek hastasına özgü küçük cümleler kulanmaya başlardı. Erickson bunu, hastayla ilk seansta üzerinde çalışılacak bir "filizlenmiş tohum" elde etmek için yapıyordu. Erickson bunu, hastayla ilk seansta üzerinde çalışılacak bir "filizlenmiş tohum" elde etmek için yapıyordu. Squaw Peak dağına çıkmak sadece motivasyonu test etmekle kalmıyordu, aynı zamanda bilinçdışı tohumlama (seeding) olarak işe yarıyordu. Bir hasta tırmanışta ustalaştığında, terapi için Erickson'a gelebilirdi. Erickson'un terapi seansları, bugün alışıldığı gibi kesinlikle 45-50 dakika ile sınırlı değildi, aynı zamanda birkaç saat de sürebilirdi. Erickson'ın fiyatları da hastanın finansal olanaklarına göre değişiyordu.

İlk seansta hasta, Erickson'un kendisi tarafından geliştirilen ve Erickson'ın her hasta hakkında belirli bir zamanda ihtiyaç duyduğu akla gelebilecek her türlü bilgiye sahip olacağı şekilde tasarlanmış çok sayfalı bir anket doldurması gerekiyordu. Bu gerçeğe daha yakından bakarsanız, söz konusu kişi hakkında neredeyse her şeyi bildiği için Erickson'un bazen dahiyane terapi konseptlerini nasıl geliştirebildiği netleşir. Erickson buna bugün denildiği gibi "Rapport" demedi, " establishing a Yes-Set "tan bahsetti. "Rapport" terimi daha sonra John Grinder tarafından eklendi.

Peki Klasik Hipnoz nedir?

Klasik Hipnoz Eğitimi

(Hipnoz ve Hipnoterapi Eğitmeni Abdullah ÖZER'in Türkiye Psikoterapi Enstitüsü'nden almış olduğu Klasik Hipnoz Eğitim Sertifikası. 2009 yılında 4. Hipnoz Eğitim Grubunda Uzman Dr. Psikiyatrist Tahir ÖZAKKAŞ'tan 120 saatlik klasik Hipnoz eğitimi almıştır. Hipnoz Derneği "European Society of Hypnosis" (ESH) üyesidir.)

Klasik Hipnoz Çoğu insanın hipnozdan anladığı şey klasik hipnoz ya da diğer adı ile direktif hipnozdur. Burada Hipnoz Uzmanı danışana (hipnotize olana) direkt telkinlerde bulunur. Uzun vadede, bu tip hipnoz insanların sadece %20'sinde işe yarar. Yani bu çok umut verici değil. Klasik hipnozun haricinde Amerikalı Psikiyatrist Milton Erickson tarafından kuramsallaştırılan modern hipnoz ya da diğer adiyla direktif olmayan hipnoz vardır. Hipnozun daha dolaylı olarak (direktif olmayan) yani diğerinin içsel işlem sistemini keşfederek çalışan ve böylece çok daha derin ve kalıcı değişiklikler meydana getirebilen modern hipnoz yöntemi Almanya ve diğer batılı ülkelerde Psikoterapi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Yaklaşık 25 yıl öncesine kadar uygulanan klasik yani yönlendirici hipnoz, standart hipnotik prosedürlerle çalışır. Her danışan aynı şekilde transa alınır. Klasik hipnoz yönteminde içinde, belirli telkinler verilerek çalışılır (örneğin, "Bir daha asla sigara içmeyeceksiniz"). Diğer telkin örneği (“Tamamen rahatladınız”) veya  (“Rahatla!”, “Rahatladınız!”) gibi direkt telkinlerle çalışılır. Klasik hipnozda, hipnotize edilebilirliğin, standartlaştırılmış telkin edilebilirlik testleri ile ölçülebilen değişmez bir kişilik özelliği olduğu varsayılır. Geleneksel, klasik hipnozun avantajı, öğrenmesinin nispeten kolay olması ve çok az bireysel hazırlık gerektirmesidir; dezavantajı, danışanların yalnızca nispeten küçük bir yüzdesinde kalıcı etkiler üretebilmesidir. Türkiye’de uygulanan ve bir çok kurumda öğretilen işte bu klasik Hipnozdur. Erickson'ın hipnoterapisi (Modern Hipnoz, Modern Hipnoterapi) Amerikalı hipnoterapist Milton Erickson'ın teknikleri Avrupa'da 1970'lerden beri bilinmektedir. Erickson, danışanlarını o kadar ustaca bir şekilde transa sokuyordu ki, nitelikli gözlemciler (hipnoz uzmanları) bile Erickson'un transı nasıl başlattığını ve kullandığını ilk başta zar zor anlayabiliyordu. Erikson danışanın bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış dolaylı telkinlerle, kasıtlı kafa karışıklığı ve hipnotik metaforlar ve hikayeler üzerinde çalıştı. Modern Erickson'un teknikleri ile, günümüzde hemen hemen her danışanı, çoğu terapötik amaç için kullanılabilecek bir transa sokabiliriz. Hipnoz’un çeşitli kullanım alanları Psikoterapide hipnozun nispeten basit bir uygulaması, onu bir gevşeme tekniği olarak kullanmaktır. Örneğin, bir hipnoterapist hastayı rahatlatıcı bir plaj ortamına sokabilir. Hipnotik gevşeme, örneğin stres semptomlarını, kardiyovasküler hastalıkları, uyku bozukluklarını, psikosomatik bozuklukları tedavi etmek veya tükenmişlik profilaksisi için kullanılabilir. Hipnotik travma terapisinde, danışanın kendisini işgal eden dayanılmaz duygulardan ayırma yeteneği güçlendirilebilir ve daha sonra gerekirse travmanın dissosiyatif bir şekilde kademeli olarak bütünleşmesi sağlanabilir.

Hipnoanaliz nedir? (Ego State Terapisi olarak Hipnoanaliz)

Ego state Terapisi

Ego State Terapisi’nin gelişimsel süreci ve Psikoterapi camiasında yaygınlaşması

Ego State Terapi, 1970'lerde Amerikalı John ve Helen Watkins tarafından hipnoanalitik bir terapi yöntemi olarak geliştirilmiştir. 

Ego-durum modelinin temel varsayımları

John ve Helen Watkins, her insanın kişiliğini psikolojik parçalardan oluşan ve "Ego Durumlar (Ego State)" olarak adlandırılan bir bütün olarak ele alır. Kişi ego durumlarının farkında olabilir ya da değildir. Yani farklı zamanlarda, duruma bağlı olarak, işlevlerine göre farklı davranan farklı ego durumları aktive olmaktadır. Ego durumları, sağlıklı bir psişeye (ruhsal yapıya) sahip her insana aittirler ve dinamiklerinin hiçbir şekilde patolojik semptomlar üretmesine gerek yoktur.

Örneğin: Tutkulu bir kadın balerin dans ettiğinde, o anda "dansçı" dır. Buna uygun bir ruh halindedir, muhtemelen bir akış hissi, belki bir hafiflik hissi algılar. Belki de "Dans ettiğimde özgürüm" veya "Dans ediyorum ve dünyayla birim, bütünüm ve mutluyum" gibi bilişsel varsayımlar da bu durumla bağlantılıdır. Bu duygular, düşünceler, duyumlar ve muhtemelen belirli davranışlar, bu örnekte kesinlikle bir kaynağı (resource) temsil eden Ego State "Dansçı"ya aittir. Her Ego State bireyseldir, bir biyografiye dayanır ve kendi deneyim alanına sahiptir. Bale dersinde "dansçı" Ego State şimdi aktif ise "kızı (Annesinin kızı)" (kendi özel davranış ve deneyim sistemi ile) "duraklatır" ve etkinleştirilmez. Tüm Ego State'ler birbirlerini algılayabilirler, böylece neler olduğunu bilirler. Bununla birlikte, Ego State modeline göre, örneğin, stresli bir sınav durumunda endişeli bir şekilde gergin bir EgoState'i aktive olan bir kişinin, rahat bir durumdaki başka bir EgoState'i zorlukla hatırlayabildiği fenomenler de gözlemlenmiştir.

Örnek vermek gerekirse, bahçede huzur içerisinde gibi hoş bir ortamda birkaç gün önce sınavına çalışırken aktif olan diğer ego state ile travmatik yaşam deneyimlerinden dolayı dissosiyatif semptomları olan kişiler için, Ego State modelinde, bir veya daha fazla Ego State aktif hale gelebilmektedir. Kişi başka bir Ego State’e geçiş yaptığında bu dissosiyasyon zamanındaki aktive olan Ego durumlarını hatırlamayabilmektedir.

EgoState Terapisinde Hipnoterapötik Teknikler

Ego State terapisi, hipnoterapötik tekniklerin temel bir unsuru temsil ettiği bağımsız, yaratıcı, eklektik ve yenilikçi terapi biçimine yönelik bir psikoterapi ekolüdür.

Ego State Terapisi kimi uzmanlar tarafından hipnoanalitik terapinin (analitik hipnoz) devamı olarak da kabul edilir. Hipnoterapinin birçok farklı bozukluk için etkinliği, özellikle ağrı, anksiyete, kişilik bozukluklarında ve davranış bozukluklarının tedavisinde birçok meta-analiz çalışması ile kanıtlanmıştır.

Ego State Terapisinin dayandığı kişilik (Persönlichkeit) kavramının “ana akım” psikolojidekinden farklı olduğu da belirtilmelidir.

Ego state terapisi

Ego State kavramına göre, kişilik katı değildir. Sadece nüanslarda olsa bile, kişiliğin çeşitli bölümleriyle terapötik temas ve iletişim yoluyla çeşitli yönleriyle gelişmektedir.

Ayrıca, bir kişinin farklı benlikleri (ego durumları) zaman zaman ön planda bulunabilir veya kimi zamanlarda bazı benlikler etkisiz, donmuş bir şekildedir. Bu nedenle kişinin kişilik algısı farklı zamanlarda farklı olabilmektedir.

Ego State Terapi (İngilizce: ego durum terapisi, ego- Latince 'ben', state- İngilizce 'durum'), kişiliğin bölümleri olan Ego-States ile çalışan etkili bir psikoterapötik yaklaşımdır. Bu ego durumları (benlik durumları) herkesin sahip olduğu egonun yani benliğin enerji ve durumlarıdır. Ego, bir arada var olan benliklerin çeşitli enerjik bölümlerinden (ego durumlarından) oluşur. Asıl problem ve zorluklar, ego durumlarının acı, travma, şok, korku veya öfke içinde sıkışıp kaldığında ortaya çıkar."Sadece bu konu üzerine konuşmak" yerine, ego state terapisti, o anki benlik durumuyla doğrudan etkileşime geçer ve onunla direkt çalışır. Ego state terapisi, 1970'den itibaren Amerikalı John ve Helen Watkins tarafından travma terapisinden geliştirilmiştir. Ego state terapisinin, son yıllarda önemi artarak sadece problemler için değil, aynı zamanda insanın içinde bulunan kaynakları güçlendirme, etkinleştirme ve performansı optimize etme için de kullanılmaktadır.

Ego state terapisinde, hipnoterapötik yöntemleri kullanılmaktadır. Her ego durumu, işlevsel veya işlevsiz bir şekilde hareket edebilir ve değişen derecelerde işlev bozukluğu sergileyebilir. Patoloji, özellikle travma sonrası ortaya çıkan, ego durumları arasındaki anlaşmazlıklar veya işbirliği eksikliği ile kendini göstermektedir. Amaç, ego durumlarının kendi içinde işbirliği ve bütünleşmesini sağlamaktadır. Ego durumlarına ulaşmak için ve onlarla terapötik anlamda çalışmak için trans (trance) yöntemleri kullanılmaktadır.

Hepimizin birçok farklı ego durumu vardır. Bu durumların her birinin kendi pozitif veya negatif duyguları, düşünme biçimleri ve yetenekleri, kendi kişilik özellikleri bulunmaktadır "Benim bir tarafım" dediğimizde bir ego durumundan bahsetmekteyizdir. " Bu konuda kendimle barışık hissediyorum" demek, ego durumlarım birbirleri ile uyum içinde demektir. Farklı ego durumları hayatımıza renk katarak onu zenginleştirmektedir. Öte yandan, acı içinde olan ve ıstırap çeken bir ego durumu, huzursuzluk ve istenmeyen duygusal tepkilere yol açabilmektedir.

İki ego durumu çatıştığında, parçalanmış hissetme veya bir karar vermek için mücadele etme olası durumlardır. Disosiyatif Kimlik Bozukluğu (Çoklu Kişilik Bozukluğu) ile Ego State Terapisinde çalışmış olduğumuz Ego State Durumları (Benlik Durumları) farklıdır ve karıştırılmamalıdır.

Ego State Terapisi nasıl ortaya çıktı?

Ego state terapisti

(Hipnoz ve Hipnoterapi Eğitmeni Abdullah ÖZER'in Almanya'dan almış olduğu Ego State Terapi Sertifikası. Bu eğitim Alman Psikoterapi odası tarafından akredite edilmiştir. Almanya Ego State Terapi Birliği (EST-DEU) 2010 Dünya Ego State Terapi Kongresi'nde alınan karar ile 2011 senesinde John ve Helen Watkins çiftinin öğrencileri tarafından Münih'te kurulmuştur. Ego-State-Therapie Deutschland kısaca EST-DEU Uluslararası Ego State Terapi Birliği tarafından akredite edilmiştir. (Ego State Therapy Interantional)  Bu sertifikayı alabilmek için ön koşul olarak, Federal Almanya Cumhuriyeti'nde mevcut yasal düzenlemelere uygun olarak "Çocuk ve Genç Psikoterapisti" ya da "Yetişkin Psikoterapisti" olarak çalışıyor olmanız gerekiyor ve Alman Psikoterapi Bilim Kurulu (Wissenschaftlicher Beirat Psychotherapie) tarafından bilimselliği kanıtlanmış bir Psikoterapi ekolünden mezun olup kendi psikoterapötik sürecinizi tamamlamış olmanız gerekiyor.)

Psikanalist Paul Federn (1871 Viyana – 1950 New York), Alfred Adler ve Carl Gustav Jung gibi, Sigmund Freud etrafında toplanan Çarşamba toplantılarının bir üyesidir.

Freud'a göre kişilik üç bölümden oluşuyordu: id (Es), ego (Ich) ve süper ego (Über-Ich).

Federn, o zamanlarda birçok farklı kişilik durumundan şüphelenmiştir. Bunlara "ego durumları" adını vermiştir. Çünkü diğer "statelere" yani "benlik durumlarına" geçtiğimizde bile ego (Ich) ile bağlantıda kalmaya devam ettiğimizi gözlemlemiştir. Çünkü hangi "durumda" olursak olalım, hangi benlik durumu yüzeye çıkmış olursa olsun, kendimizi "ben" olarak algılamaya devam etmekteyiz. Yani her zaman bir ego durumunda bulunmaktayız.

Paul Federn "ego-durumu" kavramını Edoardo Weiss ile paylaşmıştır (1889 Trieste - 1970 Chicago). Edoardo Weiss ise, Federn’den edindiği bu bilgiyi John Watkins (Idaho 1913-Colorado 2012) ile paylaşmıştır. John Watkins ise Edoardo Weiss tarafından psikanalizden geçmiştir.

Nihayetinde John Watkins, Federn'in "ego state" kavramını eşi Helen (Almanya, Bavyera 1921- Missoula 2002) ile birlikte geliştirip Ego State Terapisini kurmuştur. John Watkins ve Helen Watkins Ego State Terapinin kurucularıdır.

Ego State Terapisinin başlıca hedefleri nelerdir?

Acıyı, travmayı, öfkeyi veya hayal kırıklığını gizleyen durumları bulmak ve daha sonra kişilere kendilerini ifade etme fırsatı verilerek, teselli edilerek, korunarak ve güçlendirilerek bu durumdan kurtulmalarına yardımcı olmaktır.

Ego durumları arasındaki iletişim etkinleştirilmeli veya geliştirilmelidir ("Böyle olduğumda kendimden nefret ediyorum!" ifadesi, iki ego durumunun birlikte iyi çalışmadığını veya birbirini takdir etmediğini göstermektedir).

Danışanlara, ego durumlarını daha iyi kullanabilmeleri için ego durumlarını tanımaları için yardım edilmelidir .

Ego state terapisinin amacı entegrasyondur, yani farklı ego durumlarının birbirleriyle uyumlu ilişkiler içinde var olmalarıdır. Bu, çeşitli ego durumları arasındaki çatışmaları çözerek ve birbirleriyle iletişimlerini ve işbirliğini geliştirerek elde edilmektedir. Milton Erickson'ın hipnoterapisi ile birlikte ego-state terapisinde, bireysel, aile ve grup terapisi teknikleride kullanılır.

Ego state terapisi çok çeşitli çalışmalar için uygundur; anksiyete, fobi, tikler ve ağrıdan akut stres bozukluklarına, travma sonrası stres ve dissosiyatif bozukluğu bunlardan birkaçıdır. Ego state modeli, çocuklar ve ergenlerde, işte veya sporda performans geliştirmede, çift terapisinde, hamilelik ve doğum sırasında veya kayıp ve yas süreçlerinde, psikoterapinin var olduğu her alanda başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir.

Ego states tam olarak nedir?

Ego-durumları, içimizde yaşam boyunca ortaya çıkan yaratıcı kişiliklerdir. Her ego durumunun kendi duygulanımları, beden duyumları, anıları, fantezileri ve davranışları ile kendi arzuları, hayalleri ve ihtiyaçları vardır. Ego durumları ideal durumlarda, bilgi alışverişinde bulunurlar, birbirleriyle yaratıcı bir şekilde iletişim kurarlar ve ortak hedefler peşinde koşarlar. Ego durumları birbiriyle aynı fikirde olmadığında veya yeterince iletişim kurmadığında ve işbirliği yapmadığında ise, bütün sorun ve problemler tam bu noktada ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlar, büyük bozukluklara yol açabilecek içsel psikolojik gerilimler ortaya çıkarabilmektedir.

Ego States Terapinin kurucusu John Watkins kimdir?

Hipnoterapinin öncülerinden John Watkins (1913–2012), 1964 yılından 1987 yılına kadar Montana Üniversitesi'nde psikoloji alanında profesör ve klinik eğitim direktörü olarak görev yapmıştır. Uluslararası Klinik ve Deneysel Hipnoz Derneği'nin (SCEH) kurucu ortağıdır. 2002 yılında vefat eden eşi Helen Watkins de kendisi gibi psikologtur.

Ego state terapisti

(Hipnoz ve Hipnoterapi Eğitmeni Abdullah ÖZER'in Almanya'dan almış olduğu Ego State Terapi Sertifikası. Bu eğitim Alman Psikoterapi odası tarafından akredite edilmiştir. Almanya Ego State Terapi Birliği (EST-DEU) 2010 Dünya Ego State Terapi Kongresi'nde alınan karar ile 2011 senesinde John ve Helen Watkins çiftinin öğrencileri tarafından Münih'te kurulmuştur. Ego-State-Therapie Deutschland kısaca EST-DEU Uluslararası Ego State Terapi Birliği tarafından akredite edilmiştir. (Ego State Therapy Interantional)  Bu sertifikayı alabilmek için ön koşul olarak, Federal Almanya Cumhuriyeti'nde mevcut yasal düzenlemelere uygun olarak "Çocuk ve Genç Psikoterapisti" ya da "Yetişkin Psikoterapisti" olarak çalışıyor olmanız gerekiyor ve Alman Psikoterapi Bilim Kurulu (Wissenschaftlicher Beirat Psychotherapie) tarafından bilimselliği kanıtlanmış bir Psikoterapi ekolünden mezun olup kendi psikoterapötik sürecinizi tamamlamış olmanız gerekiyor.)


Hipnoz Eğitmenleri:

Sosyal Hizmet Uzmanı Abdullah ÖZER (Abdullah ÖZER hakkında detaylı bilgi için tıklayınız)

Uzman Psikolog Ebru ÖZER (Uzman Psikolog Ebru ÖZER hakkında detaylı bilgi için tıklayınız)

Ebru Özer Hipnoz Belgesi

(Uzman Psikolog Ebru ÖZER T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI GELENEKSEL, TAMAMLAYICI VE FONKSİYONEL TIP UYGULAMALARI DAİRE BAŞKANLIĞI tarafından sunulan T.C. Sağlık Bakanlığı Onaylı Hipnoz Uygulama Sertifikası'na sahiptir.)

Abdullah ÖZER

Sosyal Çalışmacı, Bilim Uzmanı (Klinik Psikoloji), Aile Danışmanı

Uluslararası Akredite olmuş olduğu Psikoterapi Ekolleri ve Yöntemleri:

Ego State Therapy International (ESTIAkredite Ego State Terapisti
Ego-State-Therapie Deutschland (EST-DEAkredite Ego State Terapisti
Deutsches Focusing Institut (DFIAkredite Focusing Danışmanı/Terapisti
Deutsche Gesellschaft für Sexualforschung e.V. (DGfSAkredite Cinsel Danışman
Milton Erickson Gesellschaft für Klinische Hypnose e.V. (M.E.G.Akredite Hipnoterapist
World Association for Positive and Transcultural Psychotherapy (WAPPAkredite Pozitif Psikoterapi Danışmanı
Viktor Frankl Institute Vienna (VFIAkredite Logoterapi ve Varoluşçu Analiz Eğitmeni

Üyesi olmuş olduğu Uluslararası Mesleki Kuruluşlar:

International Society of Hypnosis (ISH)
European Society of Hypnosis (ESH)
Milton Erickson Gesellschaft für Klinische Hypnose e.V. (M.E.G.)
Viktor Frankl Institute Vienna (VFI)
World Association for Positive and Transcultural Psychotherapy (WAPP)
Deutscher Dachverband Für Psychotherapie (DVP) e.V.

Ebru Özer
Uzman Psikolog, Felsefeci, Aile Danışmanı

Uluslararası Akredite olmuş olduğu Psikoterapi Ekolleri ve Yöntemleri:

EMDR Europe (EMDR) Akredite EMDR Terapisti
World Association for Positive and Transcultural Psychotherapy (WAPP) Akredite Pozitif Psikoterapi Uygulayıcısı
Viktor Frankl Institute Vienna (VFI) Akredite Logoterapi ve Varoluşçu Analiz Eğitmeni

Akredite olmuş olduğu Ulusal Psikoterapi Ekolleri ve Yöntemleri:

T. C. Sağlık Bakanlığı Akredite Hipnoz Uygulayıcısı
T. C. Sağlık Bakanlığı Akredite Psikolojinin Tıbbi Uygulamaları Yetki Belgesi

Üyesi olmuş olduğu Uluslararası Mesleki Kuruluşlar:

Viktor Frankl Institute Vienna (VFI)
World Association for Positive and Transcultural Psychotherapy (WAPP)

Üyesi olmuş olduğu Ulusal Mesleki Kuruluşlar:

Türk Psikologlar Derneği (TPD)
EMDR Türkiye Derneği (EMDR)